Bazaar – Alışveriş Ve Yaşam Dergisi

Her zaman sağlık göstergesi değil

admin 01 Şubat 2016 Galeri, Genel, Gündem, Haber, Yaşam Yorumlar Kapalı
Her zaman sağlık göstergesi değil

1454259844581

Kırmızı yanaklı insanların sağlıklı olduğu varsayılsa da aslında her zaman öyle olmayabilir. Kızarıklık ve damar genişlemesi gül hastalığının belirtisi olabilir

Soğuk havadan sıcak ortama ani geçişler, hamam ve sauna kullanımının artması nedeniyle yatkınlığı olan kişilerde kışın rozeasa yani gül hastalığı görülme sıklığı artmaktadır. Yüzde sıcaklık hissi, kızarıklık, damar genişlemesi ve iltihabi sivilcelerle kendini belli eden hastalık, erken tedavi edilmediğinde ciltte kalıcı hasarlara neden oluyor. Gül hastalığından korunmanın yolu ise aşırı soğuk ve sıcak ortamlardan, güneşten, saunadan ve yanlış kozmetiklerden uzak durmaktan geçiyor. Medical Park Bahçelievler Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Yard. Doç. Dr. Gökhan Okan, gül hastalığıyla ilgili şu bilgileri verdi… Rozasea; yüzde sıcaklık hissi, kızarıklık, damar genişlemesi ve iltihabi sivilcelerle kendini belli eden kronik bir cilt hastalığıdır. Kızarıklıklar başlangıçta çıkıp sönme gösterir, hastalık ilerlediğinde ise kalıcı bir görüntüye neden olur. İlk görüldüğü bölge, yanakların yan kısımlarıdır. İlerlediğinde ise alın ve burna doğru yayılma gösterir. Burunda yağ bezleri genişler ve rinofima diye isimlendirilen kabarıklık, şiş ve ödemli bir görünüm olur. Gözler cildimiz dışında hastalıktan etkilenen bir diğer organdır. Gözlerde yanma, batma ve göz kapaklarında hassasiyete neden olur.

TEDAVİSİ YOK!
Rozasea; orta yaşlı ve açık tenli kişilerde sık görülür. Koyu cilt yapısındaki kişilerde ciltteki yoğun melanin nedeniyle kızarıklık baskılanır ve daha hafif görünür. Hastalık kronik özellik gösterdiğinden erken teşhis edilip hemen tedaviye başlanması hastalığın ilerlemesini engeller. Gül hastalığının nedeni bilinmiyor. Genetik faktörler, stres, parazitler, bakteriler hastalığın oluşmasında etken olabileceği düşünülen şüpheli sebeplerdir. Gül hastalığının kesin tedavisi yok ancak kronik bir seyir gösterdiğinden kişilerin hastalıkları hakkında bilgi sahibi olmaları, alevlendirici sebeplerden kaçınmaları ve bunu yaşam tarzı olarak benimsemeleri gerekir. Tedavide iki strateji belirlenir; hastalığın ilerlemesini engelleyen önlemler ve mevcut şikayetleri hafifletici tedaviler.

GENİŞLEYEN DAMARLARA LAZER
Tıbbi tedavi olarak; kızarıklığın belirgin olduğu durumlarda, harici uygulanan ve damarları daraltıcı özelliği olan ilaçlardan faydalanılır. İltihabi lezyonların az olduğu durumlarda antibiyotikli kremler kullanılır, yoğun olduğu durumlarda ise ağızdan antibiyotikler kullanılabilir. Tedavi süresinin uzun olduğu konusunda hastalar bilgilendirilmelidir. Tedavinin başlangıcında ilaçlara yüksek dozda başlanır, şikayetler hafiflediğinde doz düşürülür. Rozasea hastalığı nedeniyle genişleyen damarların tedavisinde lazer yöntemine başvurulur. Lazer tedavisi ortalama 6-8 haftalık aralıklarla iki ya da üç seans sürer. Lazer sonrası birkaç gün hastaların egzersiz yapmaması ve sıcak suyla duş almaması lazerle yok edilen damarların yeniden oluşmaması açısından önemlidir. Tedavi sonrası mutlaka güneş koruyucu kullanılması gerektiği konusunda hastalar bilgilendirilmelidir. Kullanılacak güneş koruyucu lazer sonrası leke gelişmesini önlemenin yanında yeni damar oluşma riskini de azaltır.

KAR YANIKLARINA KARŞI GÜNEŞ KORUYUCU SÜRMEYİ UNUTMAYIN!
Kar yağışının yoğun yaşandığı, kış tatillerinin arttığı bu dönemde özellikle kış sporları ile uğraşan kişilerde ultraviyole ışınlarının zararlı etkileri ciddi sorunlara neden olmaktadır. Çoğu kişi karlı ortamda ultraviyole ışınlarının neden olduğu zararın plajda iken alınan zarar kadar olduğunu tahmin etmemektedir. Kardan yansıyan güneş ışınları cilde direkt temas etmekte, ciltte hasara, yanıklara, pigment artışına sebep vermektedir. Kar yanıklarından korunmak basit önlemlerle engellenebilir. Cildin soğuktan ve ultraviyole hasarından korumanın birinci yolu nemlendirici özelliği fazla olan güneş kremi kullanmaktır. Yüksek faktörlü güneş kremi kullanılmalı ve etkisini görmek için her üç saatte bir yenilenmelidir. Özellikle beyaz tenli, açık saç ve göz rengine sahip kişiler daha kolay etkilenebilmektedir. Bu nedenle açık tenli kişiler ciltlerine uygun nemlendiricileri daha yoğun olarak sürmelidir. Uzun etki süresine sahip güneş koruyucular daha az tekrarlama gerektirdiklerinden, özellikle kış sporları ile uğraşan kişilerde iyi bir alternatif olabilir. Cildi güneşten dolayı çok kuruduğu ve hasarlandığı için çok fazla sıcak su ile yıkamamak, aşırı su temasında da bulunmamak gerekir. Çünkü aşırı su cildi kurutmaktadır. Medikal nemlendirici de oldukça destek olacaktır. Bunun yanı sıra; kışın dengeli beslenilmesi, bol su içilmesi, yüzün ve ellerin korunması gerekir. Kara çıkıldığında göz etrafını iyi korumak için büyük gözlük ve kayarken özel maske kullanmak çok önemlidir. Mümkün olduğu kadar yüzü kapalı tutmak da olası cilt hasarlarından kurtaracaktır. Yüzü nemlendirip güneşten korurken dudaklar ihmal edilmemelidir.

PUDRALAR CİLDİNİZİ TAHRİŞ EDEBİLİR

YEŞİL TON FONDÖTEN TERCİH EDİN:
Kızarıklığı ve genişleyen damarların görüntüsünü baskılamak amacıyla yeşil tonlu fondötenler kullanılabilir. Pudralar cildi tahriş edebileceğinden dolayı kullanılmaları çok önerilmez. YANLIŞ KOZMETİK SEÇMEYİN: Rozase hastalarının ciltleri çok hassastır. Ciltlerini tahriş edici özelliği olan alkol, mentol, esans içeren kozmetiklerden uzak durmaları gerekir. Hassas ciltler için olan nemlendiriciler ve güneş koruyucular rahat kullanabilecekleri kozmetik ürünlerdir.

SICAK BANYO VE SAUNADAN UZAK DURUN

 Sıcağın damar genişletici özelliği bulunduğundan yoğun egzersizlerden kaçının.
 Kısa ve sık aralıklarla spor yapın.
 Kış aylarında yapılan sıcak banyolar ve saunalar hastaların şikayetlerinin. artmasına neden olur. Sıcak olmayan ılık banyolar yapın
 Kesinlikle cildinize kese uygulamayın.
 Güneş ışınları rozasea’yı artırır. Bu nedenle güneş koruyucu kullanmadan dışarıya çıkmayın.
 Terlemekten kaçının.

Begen Paylas !

Yazar

Comments are closed.